Yazıyı görüntülüyorsunuz Bloğumdaki toplam 12 kategoride yazılmış 292 yazıdan en güncelleri gösteriliyor. 24.6.2017
Bu yazı 02.01.2014 tarihinde yazıldı. O günden bu güne bir çok şey değişmiş ve yazı geçerliliğini yitirmiş olabilir.

Cam Buğusundan Anne

3 sene önce yazıldı, 245 kere okundu. 3

Haftaiçleri, hele bir de kışın en kıdemli olduğu günlerden birindeyseniz ihtiyacınız olmadıkça dışarı çıkmak istemez, hatta sürekli uyumak istersiniz. Çünkü kapalı hava sizi intihara sürükleyebilir. Kar bedenini yeryüzüne sürüklemiş, yapışıp kalmış. Geceleri dışardaysanız eğer, kendinizi no-frost bir buzdolabının içindeki yemeklik et gibi hissetmeniz olağandır. Böyle günlerde halk otobüsleri hep tıka basa doludur. Herkes bir an önce evine, işine, okuluna gitmek ister. Ben de öyle düşünüyordum, otobüse binmiş cam kenarına sinmiştim. Kulaklığı takıp şarkı dinlemeye koyuldum, Aşık Mahzuni “Nem kaldı” diyordu, içim sızlıyordu. Olmadık yere canım sıkılıyor, havanın siyahında düşlerim düşüp durmaya başlıyordu. Otobüs ağır ağır ilerliyordu, arka koltuktan iki kişi hararetli bir tartışmanın içinde kaybolmak üzereydiler, müziğin sesini daha da yükselttim. Kayboldum. Avm’nin önündeki durakta durdu otobüs 5-10 yolcu aldı. Hepsi çocuk, gecenin 11’i hava buz. Bazısının elinde baskül, diğerlerinde; sakız kutusu, simit , peçete… Ellerini ovuşturuyorurken bir yandan da, günün değerlendirmesini yapıyorlardı ; – Oğlummm o adamı keşke görseydin, hiçbir şey almadan 10 milyon verip gitti. + Yav zaten, arada sırada böyle birileri çıkıyor o da sana denk geliyor Aliii. Ali önümde koltuğa ilişmişti, O da cam kenarı. O da dikmiş kafasını göğün karanlığına. Yanına kimse oturmadı, diğerleri aralarında konuşmaya devam ediyordu. Ali buğulanmış cama, kömürleşmiş elleriyle bir şeyler çizmeye başladı. Merak edip, dikkatlice baktığımda bir kalp gördüm. Gelişigüzel çizilmiş bir kalp ! Sağ tarafına bir ok çekip “A” yazdı, diğer tarafa da sanırım “S” harfini puntaladı. Sonra hohlamaya başladı çizdiği kalbin üstüne. Başını cama yasladı ve bir şeyler düşünmeye başladı, durgundu, sessizdi. Sadece düşünüyordu. Hava kapalıydı, onun içi aydınlık. Hava soğuktu ama , onun içinde yangın vardı. Şarkı değişmişti, Aşık Veysel söylüyordu “Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmazsa” Elimde olmayan bir şekilde, istemsizce kulaklığın birini Ali’nin kulağına yerleştirdim. Bunu neden yaptım hala anlamış değilim. Hiçbir tepki vermedi, sadece dinledi, dinledi. Dönüp yüzüme bile bakmadı, şarkı bittikten sonra kulaklığı bıraktı. Son durak, iniyorduk hepimiz. Ali yerinden kalkarken bana bakıp ; – Abii, oraya çizdiğim sevgilimin adı değildi. Annemdi . Karanlık, kış, soğuk, bunalımlar… Nefesim kesilecek gibi oldu, hiçbir şey söyleyemedim Ali’ye. O da söylediği cümleye bir şey eklemedi , arkadaşlarının yanına gitti ve nakaratını hepsinin bildiği bir türkü söyleyip yürüdüler. Ben mi ? Bir kaldırım soğuğu keşfedip orada karanlığı izledim. Kendime küfrettim, Ali’yi düşündüm..

BENZER  " Hep Böyle Kal " Demişti Şarkılar

Konuyla alakalı bir şeyler yazabilirsin.

Bunlar da ilgini çekebilir.

Nazım YILMAZ

A webmaster, working with music.

1994'ün Haziran'ında Beyşehir/Konya'da dünyaya gelmişim. O zamanlar, gerek tombikliğim gerek yeşil gözlülüğüm sebebiyle gören herkes tarafından el üzerinde ( hatta defalarca havaya atılıp tutulma gibi ) tutulmuşum.

Bebekliğim Konya'da bir köyde, çocukluğum İstanbul'da geçti. İstanbul'da başladığım iş hayatına doğduğum yer, Beyşehir'de devam ediyorum.

İZLEDİM

Mini Yabancı Diziler : Yüzde 3 Dizisi