Yazıyı görüntülüyorsunuz Bloğumdaki toplam 12 kategoride yazılmış 291 yazıdan en güncelleri gösteriliyor. 28.4.2017
Bu yazı 31.12.2013 tarihinde yazıldı. O günden bu güne bir çok şey değişmiş ve yazı geçerliliğini yitirmiş olabilir.

Özlemekten yoruldum

3 sene önce yazıldı, 279 kere okundu. 4

Cem Adrian- Sonbahar (Dinleyiniz)

Transa geçirecek bir parça açıyorum Cem Adrian dan  Sonbahar adlı bir parça, benimde 2013’üm bir sonbahar günü şekillenmeye başlamıştı zaten.Bugün 31 Aralık saatler sonra belkide 2013 yılını hatırlatmayacak kadar güzel olacak bir sene beni bekliyor.

2013 beni bitirdi. Özlem bitirdi aslında o kadar fazla özlüyorum ki geceleri uyumuyorum uyku düzenim yok,  özlemekten yoruldum resmen. Severken ayrılmak bitiriyor insanı o kadar  bitiriyor ki hemde, kendini yok gibi hissediyorsun! Özlemi dindirmek için baktığım eski fotoğraflar, dinlenen eski şarkılar artık çekilen hasreti dindirmekten ziyade büyük acılar serpiştirmeye başlıyor bende, hatta fotoğraflara bakmaya giden elim “şşşşş..bak üzüleceksin yine” diyen mantık tarafından durdurulmaya, üzülmeye karşı gösterecek direnç kalmadığı için, fotoğraflarla göz temasına girmemeye başlıyorum. Çözümün ne olduğunu biliyorum, fotoğraf veya akla gelebilecek her türlü anıyı ortadan kaldırmak!

Gözlerini görmek istiyorum genelde , dalmak istiyorum derinliğine, ışıltısıyla hayat bulmak istiyorum. Sesi kötüyken yüzünü avuçlarımın arasına alıp, ne kadar değerli olduğunu anlatamadığım için üzülüyorum. O’nun kollarımda uykuya daldığı günleri özlüyorum, saçlarını okşamayı, usulca öpmeyi, dudaklarının tadına varmayı, boyununa burnumu yaslayıp boğulurcasına koklamayı özlüyorum. Özlüyorum sürekli. Özlüyorum ya her an, ve yanımda istiyorum. Hatta arada bir gözlerimi kapatıp hayaliyle gülümsüyorum, gözlerimi açtığımda özlüyorum. Hayaliyle yetinemeyip özlüyorum, içim acıyor. Her an, her dakika, her saniye özlüyorum

Aldığı hediyelerin hediye paketine bakıp, sarılıp ağlıyorum genelde ,acayip bir enerji kaybı yaratıyor özlemek yorgun düşürtüyor beni, öyle ki hiç bir şey yapmadığım halde sanki dünyayı taşımışım gibi hissettiriyor. Belki hisseder de arar mesaj atar diye saatlerce telefonumda eski mesajlarına veya ismine boş boş bakmak,telefonumdan sildiğim mesajını düşünüp harfi harfine yazılıymış gibi okumak. Anlatılmaz ya, ifade dahi edilmez, Rezil ettirir insanı ya, ben bu kadar güçsüz müyüm dedirtir

BENZER  Kubilay: İşte Onun Adı Zeki Müren

Sürekli aklıma ona son sözlerim geliyor “Acı artık beni tüketiyor ölü gibi yatağa uzanmış çarşaflara sinen kokunu kokluyorum o kokunun nasıl ve nereden geldiğini hiç bilmiyorum. Mutlulukla havaya kalkıyorum aniden zayıf düşüp hayata kusuyorum. Sokaklar arasında oyalanmaya çalışırken, gün geçtikçe acımın biraz daha arttığını zamanla seni unutmak yerine daha saplantılı bir şekilde seni düşündüğümü kabul etmek zorundayım.Her güne ertesi günün daha iyi olacağını, seni birazcık olsun unutmuş olacağımı umarak başlıyorum ama ertesi gün karnımdaki ağrının hiç değişmediğini acımın sürekli yanan kuvvetli bir kara lamba gibi içimi karartmaya devam ettiğini hissediyorum. Seni düşünmediğim dakika artık çok az. Acımın azalmasını beklerken çaresizliğimin de gün geçtikçe daha çok arttığını artık anlayabiliyorum. Mutlu anlarım çok kısa sürüyor bir iki saniyelik unutma suresinden sonra kara lamba tıpkı bir apartmanın kendiliğinden sönen otomatiği gibi kendiliğinden yanıp karnımı,genzimi,ciğerlerimi, zehirliyorum nefes alış verişlerimi bozuyorum”

Göre göre yıpranmış,anlamını yitirmiş yüz çizgilerimde eski gülümsemeleri arıyorum artık. Her geçen gün daha da derinlere saklanmış,unutulmaya yüz tutmuş anlarım birden bire ve bir anlığına su yüzüne çıkıyor. Hızlı hızlı yürürken koridorda, birden birine çarpıp başını kaldırdığında bana bakan gözlerin sahibini uzundur tanıdığımı sanmama rağmen farklı bakışlarla karşılaşıp değiştiğini anladığımda içim sızlamasın artık LÜTFEN.

2014 Ne olur daha Motorları Maviliklere Süreceğiz.

Konuyla alakalı bir şeyler yazabilirsin.

Bunlar da ilgini çekebilir.

Nazım YILMAZ

A webmaster, working with music.

1994'ün Haziran'ında Beyşehir/Konya'da dünyaya gelmişim. O zamanlar, gerek tombikliğim gerek yeşil gözlülüğüm sebebiyle gören herkes tarafından el üzerinde ( hatta defalarca havaya atılıp tutulma gibi ) tutulmuşum.

Bebekliğim Konya'da bir köyde, çocukluğum İstanbul'da geçti. İstanbul'da başladığım iş hayatına doğduğum yer, Beyşehir'de devam ediyorum.

İZLEDİM

Mini Yabancı Diziler : Yüzde 3 Dizisi