Yazıyı görüntülüyorsunuz Bloğumdaki toplam 12 kategoride yazılmış 292 yazıdan en güncelleri gösteriliyor. 17.11.2017
Bu yazı 15.02.2014 tarihinde yazıldı. O günden bu güne bir çok şey değişmiş ve yazı geçerliliğini yitirmiş olabilir.

Yollarda Bulurum Seni, Seni Unutmak Mümkün mü?

4 sene önce yazıldı, 452 kere okundu. 0

” Yosun denizde saklıdır. Deniz mavide, mavi gözlerinde.. Seni unutmak mümkün mü? Yağmur, bulutta saklıdır. Bulut beyazda, beyaz teninde.. Seni unutmak mümkün mü? Buğday, buğday başakta saklıdır! Başak sarıda, sarı saçlarında.. Seni unutmak, mümkün mü? “

Bu şarkı benim hayatımdaki bir nevi dönüm noktasından sonra başlangıcı belirleyen şarkıdır. Yani benim için öyle bir değerlidir ki, anlatamam galiba. Bir sürü şarkı seversiniz, dinlersiniz, zevk alırsınız falan ama herşeyin bir ilki vardır. Bir sürü anlamda ilkler vardır ama genel olarak bir ilk olduğunda bir şarkı, o şarkı hayatınız boyunca sizinle gelir. Bu da öyle işte.

Çok Eski Bir Resim

Çok Eski Bir Resim

Gitar çalmaya ilkokulda başladım. İlkokul 7. sınıfın ikinci dönemiydi galiba tam hatırlayamadım şimdi. O zamanlar babam alakası olmamasına rağmen gönlüm olsun diye karaköyde bi müzik marketten ilk gitarımı almıştı. Ama o günden önce, ben zaten kafaya koymuştum bu işi. Ayna şarkıları dinlerdim hep. Evde kimse yokken dersaneyi ekerdim, ses sisteminden son ses açardım şarkıları Erhan Güleryüz’e eşlik ederdim. Öyle öyle bütün şarkılarını ezberlemiştim. Sadece Ayna da dinlemezdim, Haluk Levent, Badem ve şuanda aklıma gelmeyen bir kaç kişi veya grup daha var tabi.

Öyle acayipdi ki o yıllar, yaz gecelerim balkonda kulaklık ve battaniyeyle geçerdi. Hep hayal kurardım, sürekli hayal kurardım, habire hayal kurardım.. Gitarım olsa, iyi çalsam, çıksam bizim ilkokulun bahçesinde şarkı söylesem, herkes beni dinlese falan.. Sevdiğim bi kız vardı, adı Burcu :) Sıra arkadaşımdı bir kaç sene. Çok güzel zamanlarımız geçmişti ama açılamamıştım bir türlü. Şarkı sözleri yazardım sürekli, ona gösterirdim. Verdiği tepkiler benim için hayati değer sahibiydi. Öyle öyle geçti zaman.

İlk gitarımı, klasik gitarımı aldığımız güne dönelim. O zamanlar da aynı hayaller devam ediyordu tabi. Hala da devam ediyor, ama içerikleri çok farklı, çok çok farklı.. Herneyse, internetten baya bi araştırmayla alıştırmaları falan yapıyordum. Okulda bir hocam vardı, kısa süre fen bilgisi öğretmenimizdi, o da gitar çalıyodu. Yardımcı olmuştu bana baya. Öyle öyle bir sene geçti, ben tabi kursa falan gitmediğimden ( ailemiz sağolsun, destek verirler her zaman ) pek bir ilerleme kaydedememiştim. O zamanlar çalabildiğim sınırlı sayıda şarkı vardı. Ve Haluk Levent’in Yollarda Bulurum Seni şarkısı bu şarkılar arasındaydı. Ah be ne günlerdi.. Bu ritmi nasıl atarım nasıl yapıyo neden aynı ses bende çıkmıyo diye fen bilgisi öğretmenimi bezdirmiştim resmen. Keşke dönsem o günlere.

BENZER  Sonunda Gitarı Bakıma Verdim

İnsanlar eline gitarı alınca çaldığı şeyin müzikalitesinden ziyade, verdiği duyguların esiri olduklarında zevk alırlar. Benim de gitarda çaldığım ilk şarkıları böyle seçtiğim doğrudur. Yani manevi değeri sadece ilk çaldığım şarkılardan biri olması değil. Bir sürü sebebi var. Belki kelimelerle anlatamayacağım sebepleri de var. Ama boşverin anlatmayı, yaşamayı isterdim tekrar. Ve bu isteğim, o zamanlarda başıma gelen iğrenç talihsiz olayları bilmeme rağmen devam da ediyor işte.

Okul müdürüne çaldığım günü hatırlıyorum da, o gün bi acayipti be. İlkokul sekizdeyiz, yüz göz ergenlik sivilcelerine başlamak üzere, saçlar acayip, daha tarzını tipini bulamamış.. Ben tabi diğer arkadaşlarımdan biraz daha geç sosyalliğe adapte oldum zaten. Herneyse, bi acayip şeklim var. Haa dur, yanağımda bi yara var, sürekli uğraşıyorum o yarayla, sürekli stabil bi şekilde orada kalıyor falan :D Bak hatırladım da soğudum kendimden.. Neyse neyse, öyle bi haldeyim işte, o gün gitarı okula götürmüşüm hocama bişeyler sorayım göstersin diye, bi baktık müdür geldi sınıfa. Okulun en çalışkan öğrencileri bizim sınıfta olduğundan müdür pek severdi bizim sınıfı zaten. Arada bir gelirdi. Okul da kapanmaya yakın olduğundan, bu gelmeler sıklaşmış falan filan. Dedi çal bakalım oğlum. Dedim çalayım öğretmenim.. Ne çalayım? Ne çalabilirim ki :D Yollarda Bulurum Seni..

O günki performansım öylesine berbat bir performans olmasına rağmen keşke o güne dönsem, o günki gibi o sınıfta sırayı çekip üzerine otursam tüm sınıfın önünde, çalmaya çalışsam, saçmalasam..

Ah be diyip duruyorum da, buraya yazmadığım o kadar ” ahh be! ” var ki içimde, tahmin edemezsiniz sanırım. Öyle acayip duygular geçiyor ki içimden bu yazıyı yazarken bile. Okulun sonları falan diyince zaten gözlerim dolacak gibi oldu.. İçim bi acayip oldu, o günleri hatırladım.. Çanakkale gezilerini hatırladım, sevdiğim kızı, arkadaşlarımı, ve bütün bu herkesin bana yaptıklarını, yapmadıklarını, yapamadıklarını.. Acısıyla tatlısıyla, güzelliğiyle çirkinliğiyle, kalp acılarıyla, duygularıyla, bütün bir ilkokul 7. ve 8. sınıfı tekrar yaşamak için canımı verebilirim şuan. O sınıfları tekrar yaşayayım, sonra öleyim, umrumda değil. İnan..

BENZER  " Hep Böyle Kal " Demişti Şarkılar

Lafı çok uzattım sanırım, ama bıraksam kendimi daha bunun gibi beş on yazı daha yazarım. Bırakmayayım en iyisi. Yazdıkça duygulanıyorum, duygulandıkça işi gücü bırakıp şarkılara gömülesim geliyo. Yapmayayım bunu. Yazıyı burada sonlandırayım. Tekrar görüşmek üzere. Müzikle kalın, duygularınıza sahip çıkın, onları “hiç” bırakmayın.

Görüşmek üzere.

Konuyla alakalı bir şeyler yazabilirsin.

Bunlar da ilgini çekebilir.

Nazım YILMAZ

A webmaster, working with music.

1994'ün Haziran'ında Beyşehir/Konya'da dünyaya gelmişim. O zamanlar, gerek tombikliğim gerek yeşil gözlülüğüm sebebiyle gören herkes tarafından el üzerinde ( hatta defalarca havaya atılıp tutulma gibi ) tutulmuşum.

Bebekliğim Konya'da bir köyde, çocukluğum İstanbul'da geçti. İstanbul'da başladığım iş hayatına doğduğum yer, Beyşehir'de devam ediyorum.

İZLEDİM

Mini Yabancı Diziler : Yüzde 3 Dizisi