Bloğumda toplam 12 kategoride yazılmış 316 yazı ve 269 yorum var.

Kahramanmaraş Depremi ve Düşüncelerim

1 sene önce yazıldı, 55 kere okundu. 0

Merhaba arkadaşlar. Uzun süredir bir şeyler yazmıyordum, zaten çok nadiren girip bir şeyler yazıp çıkıyorum ancak keşke böyle bir yazı yazmak isteyecek duruma gelmeseydim ya da gelmeseydik.

Öncelikle, Kahramanmaraş merkezli yaşanan yıkıcı deprem sebebiyle hayatını kaybedenlere rahmet diliyorum. Geride kalanlara sabır ve geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Hemen herkes bir şeyler yazdı çizdi, anlattı, düşündü, insanlarla paylaştı vesaire ama ben biraz farklı bir açıdan düşüncelerimi buraya not düşmek istiyorum.

Hep söylenir, bizim memleket bi başka memleket diye. Hakikaten öyle. Ne gelen hükümet saçma sapan işlerle uğraşmaktan üzerine düşen vazifeyi olması gerektiği gibi yerine getiriyor, ne de insanlarımız bu gidişe bir dur diyor. Yalnız benim dikkat çekmek istediğim yer hükümetten ziyade, “insanımız neden böyle?” sorusuna bir nebze yanıt aramak.

Bizim insanımız, hastaneye gideceğinde bile bir tanıdık vasıtası ile sıra almayı normalleştirmiş bir toplumun birer bireyi. Depreme uygun olmayan yapılara izin verenleri eleştirmeden önce insanın önce kendisi eleştirmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Şöyle ki; çok basit ihtiyaçlarda bile bir tanıdıktan, amcadan dayıdan medet uman bizler iş daha ciddi ihtiyaçlara hatta usulsüzlüğe gelince de bu davranışını devam ettiriyor. Sonra da diyoruz ki “neden?” !

Deprem gününden beri düşünüp duruyorum. Acaba nasıl bu duruma geldik? Yani bir insan kendisiyle aynı haklara sahip bir başka insanın hayatını hiçe sayarken kendisini yerine nasıl koymaz? Ya da aynı şeyin kendisine de yapılabileceğini nasıl düşünmez? Aynı örnekten devam edecek olursak; senin acil bir rahatsızlığın varken ya da çok uzaktan sırf muayene olup yarana merhem arar haldeyken sırf birisinin bir tanıdığı hastanede teknisyen diye senin sıranı alabiliyor olması seni rahatsız eder değil mi?

BENZER  Değirmenaltı'ndan Kareler

Peki! Yasalar elvermediği halde izni alınıp üst üste kat kat dikilen binaları yapan müteahitler, bu binaları kontrol etmeyen ve tüm becerisi imza atmaktan başka bir şey olmayan kontrol mekanizması amipleri bu hale kendiliğinden mi geldi sanıyoruz? Aslında bizler bu insanları yarattık, bizler izin verdik, bizler “bana değmeyen yılan bin yaşasın” dedik ki öyle de oldu. Ama artık o yılan daha fazla insana ulaşıyor, daha fazla insanın canını yakıyor. Peki sorumlusu sadece aktif görevde olanlar mıydı? 

Bakın arkadaşlar, ben bu güne kadar kendi kazandığım paradan başka para istemedim. Sadece ve sadece bana verilen hakların peşine düştüm. Etrafımdaki insanlara ne iş olanağı ne de başka bir rant sağlamadım, sadece yönlendirdim, fikir verdim, bilgi verdim. 28 yıllık hayatım boyunca doğru olanın bu olduğuna inandım. Ve bu tablo, benim canımı çok yakıyor. 

Önceleri sadece salak gibi hissederdim. Vur kafasına al ekmeğini bir adam olduğumu düşünürdüm ara sıra. Ama gel gör ki etrafımızdaki bazı iğrenç insanların kendilerine ve çevrelerindekilere yaptıkları gün gibi ortadayken, en önemli şeyin, vicdanımın rahat olduğunu düşünerek avundum.

Öyle bir yapılanma var ki memlekette, herkes bir yerlere mensup. Bir yerlere mensup olmadan da bir yerlere gelemeyeceğinin farkında. Ancak tek yolun da bu olduğunu düşünüyor. Düşünsenize, bir şirket kuracaksınız hemen gidip ticaret odasına kayıt oluyorsunuz ve sonrasında hemen bir siyasi parti örgütüne katılıyorsunuz. Onların işlerini almaya başlıyor, para kazanıyor ve para kazanıyorsunuz. Taki canınızı saçma sapan bir kontrol mekanizması sayesinde kaybedene kadar. 

İş lafa gelince “herkes bildiği işi yapmalı, sevdiği işi yapmalı, işini yapabilen istihdam edilmeli, amcası dayısı olana değil liyakatle iş verilmeli” gibi laflar edip, akşam eve döndüğünde telefonla emir komutandaki birini arayıp “yarın yanına Ahmet gelecek, bi yardım ediver işini hallediver” diyorsun. Bu sistem böyle olduğu sürece, ne müteahhit işini düzgün yapar, ne yapı kontrolü rant işine döner, ne önüne gelen sadece parası iyi diye bi iş sahibi olmaya çalışmaz, falan filan.

BENZER  Rögar Kelebeği Ve Biz

Ama düşünsenize, bu memleketin gençleri yıllarca üniversite okuyor. Yine aynı problemler sebebiyle saçma bir hale gelmiş eğitim sistemini bir kenara bıraktık ve her şeye rağmen kendini geliştiren gençleri ele aldık diyelim. Bu adamlar “deneyimli” diye verilen ilanlardan iş bulacak diye bekliyoruz. İş bulacaklar, kendilerini geliştirecekler, herkes sevdiği işi, iyi yapabildiği işi yapacak falan diye bekliyoruz. E olmuyor? Ben de dahil olmak üzere ne hayallerle çıkılan birsürü yol var ancak neredeyse hiç birinin sonunda hayallerimizi gerçekleştirmek yok. 

Bir iç mimar olsam, şuan bulunduğum ilçede ruhum daralırdı mesela. Çünkü burada iç mimara ihtiyaç yok, iç mimara verilecek para müsriflik. Düşünsene iç mimarlıkla alakalı hayallerimin olduğunu ve memleketimi çok sevdiğimi. Burada AKP gençlik kollarına girip, ordan da Koski’de masa başı memur olma yolunda 3-4 sene hane hane gezip su faturası yazmam gerekebilirdi. 

Bütün bunları gözünde canlandır ve düşün. De ki kendine, “en küçüğünden en büyüğüne her türlü olayı bir tanıdığımızla çözmeye çalışmak, insanların hakkına girmek hatta gasp etmek, Atatürk’ün izindeki gençler olarak bize ne derece yakışıyor?” !

Şimdi biri gelip diyecek ki Atatürk rakı içerdi. Olsun.

Özetle,

Deprem öldürmüyor arkadaşlar. Depreme dayanıklı binalar yapamayacak kalitesiz insanları toplumumuzda tutacak, yükseltecek, imkanlar verecek ahlaki düzenimiz öldürüyor. Malesef, hepimiz suçluyuz. Hepimizin bir payı var bu iğrenç sistemde.

Kendinize dikkat edin.

Konuyla alakalı bir şeyler yazabilirsin.

MacBook Pro M2 13” İle İkinci Günüm

Merhabalar! Instagram kullanıcı adımı değiştirdikten sonra artık şu blog işine bi el atayım istedim ve yeniden...

10 ay önce. 44 0 Devam Et

Kahramanmaraş Depremi ve Düşüncelerim

Merhaba arkadaşlar. Uzun süredir bir şeyler yazmıyordum, zaten çok nadiren girip bir şeyler yazıp çıkıyorum an...

1 sene önce. 55 0 Devam Et

Asus ROG Strix G513IC 144Hz Dizüstü Bilgisayar ile Yaşadığım Problemler

Öncelikle herkese merhaba! Çok uzun bir süredir bloğum aktif değildi ve artık bişeyler yazmak çizmek için tekra...

2 sene önce. 75 0 Devam Et

Macbook Air 2017’yi Kimlere Tavsiye Edebilirim?

Bir süredir sık sık Macbook Air’i proje işlerinde ve sunumlarda kullanıyorum. Sizlere bu yazımda 2017 model ...

3 sene önce. 124 0 Devam Et

2021’e Girerken Hayata Dair Genel Bir Değerlendirme Yapalım

Merhabalar yeniden! Hemen her yazıya başlarken söylediğim gibi; epeydir bir şeyler yazamıyorum ama yeniden bir şe...

3 sene önce. 67 0 Devam Et

Hakkımda

1994'ün Haziran'ında Beyşehir/Konya'da dünyaya gelmişim. O zamanlar, gerek tombikliğim gerek yeşil gözlülüğüm sebebiyle gören herkes tarafından el üzerinde ( hatta defalarca havaya atılıp tutulma gibi ) tutulmuşum.

Bebekliğim Konya'da bir köyde, çocukluğum İstanbul'da geçti. İstanbul'da başladığım iş hayatına doğduğum yer, Beyşehir'de devam ediyorum.

Uzun yıllar çeşitli firmalarda çalıştıktan sonra 2017’den beri kendi yazılım ve reklam şirketimi kurdum. Geliştirmeye ve değiştirmeye devam ediyoruz.